“Bu Kalp Seni Unutur mu?” |
 |
12 Eylül’de evimizi akşam teröristler sabah jandarma basıyordu
Urfa’da silahlar altında geçen çocukluk yıllarının ardından İstanbul’a kaçan bir ailenin en küçük çocuğu o. Bülent İnal, hayatın bir cilvesi olarak şimdi 1980 döneminin anlatıldığı “Bu Kalp Seni Unutur mu?” dizisinde rol alıyor. Son dönemin en gözde iki kadın oyuncusu Tuba Büyüküstün ve Beren Saat’le yaşadığı aşklarla neredeyse tüm erkeklerin kıskanç bakışlarına hedef olan İnal, çapkın değil tersine çok utangaç olduğunu söylüyor.
Çocukluğunuzdan başlayalım, kaç yılında nerede doğdunuz?
1973 yılında Urfa’nın İlvan ilçesinde doğdum. 1980 Temmuz’una kadar Urfa’daydık. Annem hemşire, babam postane memuruydu. 1977-1978 yıllarında başlayan terör eylemlerinin çok yükselmesi ve bizim bulunduğumuz kasabada had safhada olması ailemi korkuttu. O dönem Batı’ya göçler çok meşhurdu, biz de İstanbul’a taşındık.
* Zor bir çocukluktu yani?
Evet, çocukluğum silahların gölgesinde geçti. Biz hastanenin lojmanında kalıyorduk ve her gün hastaneye traktörlerle gelen cesetler görüyorduk. Hava karardığı zaman örgütler şehre hakim oluyor, asker ve polis kendi nizamiyelerine çekiliyordu. Örgüt üyeleri ise genelde komşumuz ya da onun çocuğuydu. Gece evlerimize gelip kitap bırakır, “Bunlar okunacak, haftaya sözlü var” diye tehdit ederlerdi. Annem babam gelen dergi ve kitapları sabaha kadar kazanlarda yakardı. Çünkü sabah 06.00’da jandarma evleri basıyordu; evde saklanan var mı, döküman var mı diye. Yani, gece örgüt, gündüz devlet geliyordu.
* Siz de çareyi İstanbul’a kaçmakta buldunuz?
Bir ablam ve ağabeyim var. Ailem bizim geleceğimizden korkuyordu, çünkü erkeklerin yaşları büyüdükçe bir taraf olması gerekiyordu. 1980 yılında annem de babam da tayin istedi ve İstanbul’a kaçtık. İki ay sonra darbe oldu zaten.
* Sonraki dönemlerde İzmir ve tekrar İstanbul değil mi?
Babamı bir trafik kazasında kaybedince ailede her şey değişti, daha yalnız kaldık. Annem bize bakmak için hemşirelik mesleğine geri döndü. 1988 yılında teyzemler İzmir’de olduğu için biz de oraya gittik. Üniversiteyi İzmir’de okudum, 9 Eylül Tiyatro Bölümü mezunuyum. Bitince de bizim mesleğin olmazsa olmazı İstanbul’a geri geldim.
Beni Tomris Giritlioğlu keşfetti makyözümüzü de dizide oynatıyor
* Nasıl keşfedildiniz?
Tomris Giritlioğlu TRT’nin Drama Bölümü’nün başındayken beni Cesur Kuşku dizisinde görüyor ve “Başrol oynatacağım” diyor. 6 ay sonra Azad dizisinin başrolünü oynarken buldum kendimi. Tomris Hanım, kimden iyi oyuncu olacağını tahmin eder. Mesela, “Bu Kalp Seni Unutur mu?”daki Kürşat’ın sevgilisi olan kız aslında dizide makyözdü.
* Dizi bir şeyleri değiştirecek mi sizce?
Gençlerin kafasında pencere açsın yeter. Okumayan bir toplumuz. 1980 Anayasası ve 1980 sonrası ülkenin durumu bu. Ben de lise yıllarına kadar kitapçıların önünden geçemezdim. Çünkü doğduğumdan beri gördüğüm şey, kitapların sürekli yakıldığı ve kitap nedeniyle dövülen insanlardı. Ama şimdiki gençlerin öyle bir şeyi de yok. Ama hâlâ “Darbe olsun” diyenler var. Çünkü kendilerine güvenmiyorlar. Öyle yetiştirilmişler; daha apolitik.
İçe kapanık bir çocuktum, problemliydim biraz. Özellikle babam öldükten sonra bu 2-3 kat arttı. Tiklerim de vardı, göz kırpardım mesela. Hâlâ da ara sıra yaparım. Annemler de fark etti ve beni birkaç psikoloğa götürdüler. Ama beni ve hayatımı değiştiren tiyatro oldu. O sayede daha sosyal bir çocuk oldum.
Dizi için 12 kilo verdim 4 kilo daha vereceğim
* Bu dizi için fiziksel olarak nasıl bir hazırlık yaptınız?
Saçımı ve bıyığımı uzattım. 12 kilo verdim ama cezaevi sürecinde 3-4 kilo daha vereceğim. Bu haftaki 4’üncü bölümde tüm saçlarım ve bıyığım da gidecek.
* Sizi bıyıklı görmeye çok alıştık, yadırgamasınlar...
Hayatım boyunca bıyık kullanan biri değildim, hâlâ da istemiyorum. Ama dizi gereği hep bıyık bıraktım. Seyirciler de beni bıyıklı sevdiler ama bu tarz şeyleri takmıyorum. Beğenmeyen izlemesin.
* “Ağır” bir duruşunuz var. Eğlenmeye nereye gidersiniz mesela?
Evet, oynadığım dizilerden kaynaklanıyor bu. Hatta sete ilk geldiğimde oyuncu arkadaşlarda da öyle hafif bir çekince oluyor, özellikle de kadınlarda. Ağır abi, hafif psikopat, arıza bir tip olduğumu düşünüyorlar. Fakat 5’inci dakikada fikirleri değişiyor. Eğlenceli, neşeli biriyim. Eğlenmeye yüksek müzikli yerlere değil, sakin yerlere gidiyorum. Alkol ve sigara alışkanlıklarım yok.
Keramet bıyıkta sanıp, “Ben de bıyık bırakacağım” diyen var
* Çapkın mısınız?
Değilim. Çok utangacım, karşı cinse karşı girişken değilim. Çocukluktan kalan şeyler bunlar. Beğendiğim kadını öyle hemen tavlayamam. Bir şekilde konuşurum ama zaman alır. Bir yerde otururken bir kadını çok beğensem bakamam bile.
* Türkiye’nin en güzel iki kadın oyuncusu olan Tuba Büyüküstün ve Beren Saat’la beraber oldunuz. Nasıl birisiniz siz?
Dönem işlerinde oynarken şunu daha çok hissediyorum; “Eski adamları daha çok seviyorum.” O gururlarını, iç dünyalarını, aşklarını yaşayış biçimlerini... Bir kalenderlik vardır onlarda. Kendimi o adamlara benzetiyorum.
* Çok kıskanılan bir erkeksiniz, bunu biliyorsunuz değil mi?
Evet, ben de internetten okuyorum. Gerçekten erkekler kızıyor bana, “Ne var bu adamda?” diyorlar. “Ben de bıyık bırakacağım” diyenler de var (gülüyor)... Tüm o merak edenlere Mevlana’nın bir sözüyle cevap vereyim; “Keramet uçmaksa kuşlar zaten uçuyor. Keramet yüzmekse balıklar zaten yüzüyor... Keramet bir kalbe girebilmektir.” Ben o kalplere girebilmeyi başardım, o kadar.
* Nasıl bir kadını beğenirsiniz?
Boğa burcuyum. Burcumun özelliği, güzel kadın severim. Ama sadece güzellik değil, insani değerleri de çok önemli. Merhametli, pozitif, neşeli, esprili olmalı. Tip olarak bir şey diyemem çünkü kız arkadaşlarımı düşündüğümde hiçbirinin birbirine benzemediğini görüyorum. Ama masum yüzlü olsun. “Bu sektörden olmalı” gibi bir şey yok. Tersine, aynı dizideyken daha da zor. İlişkiyi yıpratan bir şey bu.
Tuba’nın peşinden koşmadım Beren’le evlenecektik, olmadı
* Tuba Büyüküstün’ü unutamadığınız, peşinden koştuğunuz söylendi. Var mı bunun aslı?
Yalan bunlar. Aynı dizide oynadığımız için aşk yaşadığımız yazıldı, bu da yalan. İlişkimiz daha önce başlamıştı. Bunları konuşmak bile ayıp zaten, sonuçta bir ilişkisi var artık. Karşılaştığımızda merhabalaşıyoruz hepsi bu. Beren’le de bazen mesajlaşıyoruz, küs falan değiliz. En son dizim yayınlanacağı gün arayıp, başarılar diledi.
* Beren Saat’le niye bitti ilişkiniz?
2 yıl süren bir ilişkimiz oldu. Bitmesini Aşk-ı Memnu’daki öpüşme sahnelerine bağladılar ama asla öyle bir şey yok. Biz zaten o sahneler çekilmeden önce ayrılmıştık. Kaldı ki sevgilimle senaryoyu alıp birbirimize hesap vermeyiz.
* Her iki ilişkide de ilk adımı atan siz mi oldunuz?
Evet, ben istedim ve peşine düştüm, oldu. Hatta Beren’le bir dönem evlenmeye karar verdik ama olmayacağını düşündük. Çünkü hayallerimizin farklı olduğunu gördük. Ama ben evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyorum.
* En güzel iki kadınla beraber olma durumu diğer kadınları korkutmuyor mu?
Bilmem, öyle bir şey yaşamadım. Olabilir... Şu an sevgilim yok. Bu dönem dışa dönük değilim, sadece işe dönük yaşıyorum ve çevreme o enerjiyle bakmıyorum... |
|
Banu Duran
31.10.2009
|
| |
|
| |
|
|
Diğer Başıklar
|
Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı (15.11.2009) |
“Sadece kendi markalarımı kullanırım” (15.11.2009) |
Sushi öyle yenmez böyle yenir (15.11.2009) |
Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL! (15.11.2009) |
“Değişim Yılları” (15.11.2009) |
Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme (15.11.2009) |
Türk yanını anlattı (15.11.2009) |
Cerrahi mi respiratörlü maske mi? (15.11.2009) |
Burcunuzun meleğini biliyor musunuz? (15.11.2009) |
50"inci yılını kutladı! (15.11.2009) |
Gol atamayan atamayan golcüler (15.11.2009) |
Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım (09.11.2009) |
(09.11.2009) |
Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü (09.11.2009) |
Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı (08.11.2009) |
“Padişah’tan Atatürk’e” (08.11.2009) |
Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi (08.11.2009) |
İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka! (07.11.2009) |
3G teknolojisi geldi (07.11.2009) |
TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda! (01.11.2009) |
Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor (01.11.2009) |
Türkiye tanıtım elçisi oldu (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
‘Suluboya’ tadında ilk Türk filmi (01.11.2009) |
İclal Aydın’la Haftada Bir (01.11.2009) |
Din dilinde reform gerekli (25.10.2009) |
Krizden bunalan yöneticiler meditasyonla yenileniyor! (25.10.2009) |
Işıltılı dünyanın renkli skandalları (25.10.2009) |
Harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor (25.10.2009) |
|