Bu sahnede Testosteron çok yüksek! |
 |
Oyun, düğün sahnesiyle başlar. Hazırlıklar sürerken, bir gürültü kopar ve birden bir adam sahneye yuvarlanır, üzerine çullanan diğerleri de sıra sıra sahnededir. Gelin damadı reddetmiştir. Yedi erkek düğünü boşverir ve hormonlarına yenik düşüp kadın meselesini sorgulamaya başlar.
Evrenin en büyük derdi olan kadın-erkek ilişkilerini masaya yatıran Testosteron adlı eser Oyun Atölyesi’nde bir kez daha sahnede. Polonyalı oyun yazarı Andrzej Saramonowicz’e ait olan “Testosteron”da Metin Coşkun,
Onur Ünsal, Emre Karayel, Ulaş Torun, Tuna Kırlı, Mert Fırat ve Timur Acar rol alıyor.
* Testosteron ikinci sezonunda sahnede. Bir değişime uğradı mı?
Metin Coşkun: Metni değiştirmedik. Bitmeyen kadın erkek çatışması ile dalga geçen bir oyun. Alt yapısında da kadınları tutuyor denilebilir.
* Oyundaki meslekler cinselliğe bakışlarını değiştirir mi?
Tuna Kırlı: Bir mikro-biyoloğun kadına yaklaşımı ile garsonun ki aynı olamaz. “Hormon aynı hormon, erkek aynı erkek” diyor mu oyun, bence diyor. Aynı şeyin peşinde koşuyoruz.
* Hormonlarınızı harekete geçiren olaylar neler?
Onur Ü.: Seks, yamaç paraşütü... Oyunda aşk ve cinsellik üzerine kurulan dünyanın aslında hormonsal ve biyolojik kodlardan ibaret olduğu anlatılıyor.
Erkeğin iki yüzlülüğünü izliyorsunuz
* Oyuna gelen eleştirilerden biri ilk yirmi dakikasının çok sakin geçmesi...
Tuna K.: Oyunun dünyası çok farklı. O dünyaya seyircinin girmesi de biraz zaman alıyor.
* Kadınlara çok sert söylemler de var. Peki, kadınlar tepki gösteriyor mu?
Metin C.: Kadınlar daha çok eğleniyor. Erkekler de kadınların neden bu kadar eğlendiğine şaşarak bakıyor. Erkeğin kadın karşısındaki iki yüzlülüğünü ve riyakârlığını izliyorlar.
Mert F.: Geçen sene kadınlar matinesi yaptık. İlgi büyüktü. Ama oyunu izlerken normalde çok güldükleri bir repliğe gülmemeye başladılar. Erkekler olmadığı için tepkilerini ortaya koyacakları bir durum da kalmadı.
* Oyunda erkeklerin iki yüzlülüğünü nasıl vurguluyorsunuz?
Mert F.: Adam, “Bütün kadınlar fahişedir” derken hemen ardından “Tabii ki sizin anneniz, teyzeniz değil” diyor. Onlar değilse sorun değil. Erkeğin iki yüzlülüğü ortaya çıkıyor.
* Erkeklerin çaresiz olduğu noktalar neler?
Tuna K.: Oyundaki baba karakteri bir sürü kadını hamile bırakmış. Ama kendi yaptığını başkası yapınca diğer adam ahlaksız oluyor. Erkekteki çaresizlik budur.
* Aşk mı cinsellik mi?
Onur Ü.: Bu oyunda da irdeleniyor. Bir haftada yaşadığı cinsel deneyimi yüzünden evlenmeye karar vermiş biri var. Hiç cinsellik yaşamadan sadece iki ay boyunca sadece aşk yaşayan ve cinsellik yaşayacağını bekleyip perişan olan bir adam da var. Değişiyor kişisine göre.
Kadın başkasının kadınıysa onunla yapılan cinsellikle ağır dalga geçilebiliyor. Ama kadın kendi kadınıysa kıyamet kopar. Kadına her şey yapılabilir ama benim kadınıma yapılamaz... Erkekteki iki yüzlülük işte burada başlıyor.
Kadınlar kırık burun sevse, hepimiz burnumuzu kırarız
* Sekste en belirleyici faktör kadın mıdır?
Metin C.: Benim canlandırdığım adam “Hayatım boyunca yatacağım kadına ben karar verdim” diyor. Erkek sadece teklif eder.
Ulaş T.: Herkesin hayat hikayesi başka ama algı aynı, kadınlar. Erkek herhangi bir özelliğinin dişi tarafından çekici olacağını algıladığı anda kendi güvenliğini tehlikeye atar ve bu özelliğini abartır.
Onur Ü.: Oyunda “Kırık burun erkeğe yakışır. Kızlar kuyruğa girecek” diyorum. Öbürü de diyor ki “Kadınlar gerçekten böyle düşünüyor olsaydı bütün erkekler doğuştan kırık burunlu olurdu.” Erkeklerin olayı bu işte.
* Sonda seslendirilen şarkı nasıl ortaya çıktı?
Mert F.: Tolga Çebi şarkıyı yazdı.
Tuna K.: Sözler hep metnin içinden. Rus bir atasözü var “Çirkin bir kadın yok, az votka vardır.”
* Testosteron nasıl bir kitleye hitap ediyor?
Mert F.: Oyunun derdini anlatmasını çok istiyoruz. Oyun Atölyesi’nin durduğu noktalardan biri de bu... Herkesin anlayabileceği, kendinden bir parça bir şey bulabileceği oyunlar sahnelemek. |
|
07.11.2009
|
| |
| |
|
|
Diğer Başıklar
|
Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı (15.11.2009) |
“Sadece kendi markalarımı kullanırım” (15.11.2009) |
Sushi öyle yenmez böyle yenir (15.11.2009) |
Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL! (15.11.2009) |
“Değişim Yılları” (15.11.2009) |
Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme (15.11.2009) |
Türk yanını anlattı (15.11.2009) |
Cerrahi mi respiratörlü maske mi? (15.11.2009) |
Burcunuzun meleğini biliyor musunuz? (15.11.2009) |
50"inci yılını kutladı! (15.11.2009) |
Gol atamayan atamayan golcüler (15.11.2009) |
Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım (09.11.2009) |
(09.11.2009) |
Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü (09.11.2009) |
Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı (08.11.2009) |
“Padişah’tan Atatürk’e” (08.11.2009) |
Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi (08.11.2009) |
İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka! (07.11.2009) |
3G teknolojisi geldi (07.11.2009) |
TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda! (01.11.2009) |
Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor (01.11.2009) |
Türkiye tanıtım elçisi oldu (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
‘Suluboya’ tadında ilk Türk filmi (01.11.2009) |
İclal Aydın’la Haftada Bir (01.11.2009) |
Din dilinde reform gerekli (25.10.2009) |
Krizden bunalan yöneticiler meditasyonla yenileniyor! (25.10.2009) |
Işıltılı dünyanın renkli skandalları (25.10.2009) |
Harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor (25.10.2009) |
|